AYA İNİŞ
‘’MOONBOUND‘’
Hazırlayan: eankara



‘’ Bu insanlık için küçük, benim için büyük bir adım ! ‘’ Astronot Neil Armstrong’un Ay yüzeyine ayak basması üzerine söylediği bu sözler, hala akıllarda. Dünyamızın uydusu Ay, yüzyıllardır insanoğlu için merak kaynağı. Yeniden, Ay’a insanlı seyahat ile ilgili, Artemis II projesi adı verilen, hazırlık çalışmalarının yapıldığı günlerdeyiz. Ancak , Apollo 11 unutulacak gibi değil ! Tabii, çizgi romanlarda da bu önemli olaya rastlıyoruz. Yoksa, bu seyahat gerçek değil mi ?!


Yıl 1969. Tarih, Başkan Kennedy‘nin “bu on yıl bitmeden” bir insanı aya indirme ve güvenli bir şekilde geri getirme sözünün son yılıydı . Rusya ile girişilen uzay yarışı, kamuoyuna verilen sözler gibi nedenler ABD’nin Ay’a insanlı seyahatini giderek kritik hale getirmişti. Mutlaka bu durum başarılmalı, tüm dünya insanoğlunun bu zorlu görevinin ABD tarafından başarıldığına tanık olmalıydı !


6 Ocak’ta NASA’daki astronot ofisinin başkanı Deke Slayton, Apollo 11 mürettebatını ( Neil Armstrong, Edwin Aldrin, Michael Collins ) Houston, Teksas’taki ofisine çağırır. Onlara, Temmuz ayında gerçekleşmesi planlanan görevlerinin Ay’a iniş konusunu da içerebileceğini söyler.

Apollo 11 mürettebatı 9 Ocak’ta basın mensuplarına tanıtılır ve toplanan gazeteciler hemen akıllarındaki büyük soruyu sorarlar; “Beyler, aranızdan hanginiz Ay yüzeyine ayak basan ilk insan olacak?”

Aldrin’in ilk ayak izini kendisinin bırakacağına inandığı açıktır. Bunu hiç fazla düşünmediğini ve doğal olarak ilk ayak izini kendisinin bırakacağını varsaydığını söyler. Ancak Armstrong’un ilk sırada yer alacağı söylentileri yayılmaya başlar. Aldrin öfkelense de, Armstrong zaman içinde ön plana çıkar.




Bu ayak izi fotoğrafı hatırlanacağı gibi, uzun süre tartışmalara yol açmıştı. Öncelikle astronot ayakkabılarının tabanıyla, aydaki izin uyuşmadığı konuşuldu. ( Ancak, NASA’dan yapılan açıklamada, Aldrin’in Ay’da yürürken ayakkabı üzerine resimdeki lastik koruyucuları giydiği belirtildi. Bir diğer tartışma konusu da, Aydaki Dünya’dan farklı yerçekimli ortamda, nasıl olurda, Ay modülünün Ay yüzeyindeki iziyle, daha hafif olan astronotun ayakkabı lastik koruyucusunun iz derinliğinin aynı olduğuydu ! )

NASA bir basın toplantısında, planlara göre Armstrong’un ay inişinden sonra aya ilk çıkan kişi olması, birkaç dakika sonra da Aldrin’in onu takip etmesini öngördüklerini açıklar. Ayrıca, Ay’a ilk ayak basacak kişinin modern zamanların Charles Lindbergh‘i olacağını çok iyi bildiklerini söyler. Armstrong tıpkı Lindbergh gibi, sakin, sessiz ve mutlak bir özgüvene sahipti, hiç egosu yoktu.


Titizlikle sürdürülen eğitim ve hazırlık aşamaları sonrası, ekip planlandığı gibi 20 Temmuz’da ay yörüngesiydi.

Dünya, Armstrong’un tarihteki bir pilot için en büyük sınavı başardığını, insanoğlunun aya ilk ayak izini bıraktığını heyecanla izledi.

Apollo 11’in Ay’a gidiş ve dönüşü konusunda BBC tarafından yayınlanan rotası görülüyor.
Ancak, tüm dünya medyasında yer alan bu olay, çok geçmeden spekülasyonlara yol açtı. Kafalarda şu soru oluşmuştu ; 20 Temmuz 1969’da Amerikalı astronotlar ‘’ gerçekten ‘’ Ay’a indiler mi yoksa inmediler mi?



1969’dan beri Ay’a inişle ilgili birçok farklı teori ortaya atıldı. Bazıları uzaydaki radyasyonun astronotları öldüreceğini savunurken, diğerleri rüzgar olmamasına rağmen şüpheli bir şekilde dalgalanan Amerikan bayrağına dikkat çekti. ( Bu konuda, nette dolaşan fotoğraflarla ve videolarla, aslında herşeyin ustalıkla hazırlanan stüdyo çekimi olduğuna dikkat çeken sürüyle mesajlar hatırlanacaktır ! ) Bu arada, 1970’lerden sonra Ay’a yapılan görevlerin neden uzun süre durduğu sorgulamaya başlandı .


Konu uzun ama, NASA değişik bir kuruluş. Apollo 1 mürettebatı, büyük ihmaller sonucu, modül içinde yanarak ölmüştü, hatırlayacak olursanız. Daha sonra bu konuyu araştıran güvenlik müfettişi Thomas Ronald Baron, zafiyetler konusunda 500 sayfa civarı rapor yazmıştı. Sonuçta, bu kişi bir trafik kazası sonucu öldü. Zira, arabasına NASA’ya bağlı bir şirketin treni çarptı !! O rapor kayboldu. Hala raporun nerede olduğunu bilen yok !!

1976’da Bill Kaysing adlı bir adam “Ay’a Hiç Gitmedik: Amerika’nın Otuz Milyar Dolarlık Dolandırıcılığı” başlıklı bir broşür yayınladı. Kaysing sadece bir anket katılımcısı veya güçlü görüşlere sahip rastgele bir yazar değildi, aslında Apollo Ay görevleri için motorları üreten NASA’nın yüklenicisi Rocketdyne adlı bir şirkette çalışmıştı. Kaysing, Ay’a inişin sahte olması gerektiğinde ısrar etti. Çünkü NASA’nın bunu gerçekleştirecek teknolojik kapasiteye sahip olmadığını ve bunu kanıtlayabileceğini iddia etti. İddiaları ciddi temellere dayanıyordu. Broşüründe, Ay’a inişteki anormalliklere dikkat çekti; bunlar arasında gökyüzünde yıldızların olmaması, ay modülünün altında krater olmaması ve Ay’a inişten elde edilen video ve fotoğraflarda görülen ışık ve gölgelerin hiçbir anlam ifade etmemesi yer alıyordu.


İtalyan çizgi roman sanatçısı Alfredo Castelli’de rastlanılan tutarsızlıklara dikkat çekmiş. Castelli ; ‘’ Birçok komplo teorisinde olduğu gibi , kurgu açısından da ‘’ Sahte Ay’a İniş ‘’ çok çekici. Gerçekten de güzel bir filme, ‘’ Capricorn One ‘’ a esin kaynağı oldu. Ama, pratik açıdan bakıldığında bir çok tutarsızlık mevcut ‘’ diyor.

Hangi sonuca inanırsak inanalım, tüm dünyayı heyecanlandıran bu olay için, Martin Mystere, Ay Komplosu macerasında; ‘’ Henüz karar verebilmiş değilim. Düşüncelerim hala netleşmedi ‘’ diyor !

Aya Seyahat Konusundaki Çizimler, Çizgi Romanlar
İnsanoğlunun ay ortamında bulunmasına, mitolojide, ya da farklı çağlarda çeşitli kültürlerin efsanelerinde rastlamak mümkün. Ancak insanoğlunu Ay ortamında hayal etmek ile Ay ortamına seyahatini düşünmek arasında fark bulunuyor. Şüphesiz, bu seyahat konusunda ünlü yazar Jules Verne’den yapılan çizgi roman uyarlamalarının önemli yeri bulunuyor. Özellikle 19. yüzyılın sonlarında, bilim kurgu alanında ay konusuna sık rastlamaya başlamamız, aynı zaman diliminde yoğunlaşan bilimsel keşiflerin katkısını akla getirmektedir. Zira, seyahat konusu, uzay aracı, teçhizat, kostüm gibi teknolojik gerekliliklerin düşünülmesini de zorunlu kılmaktadır.



Modern çağda, teknik her türlü hazırlıkların dahilindeki tasarım çalışmaları, yüzyıllardır imkansız görünen seyahati, mümkün hale getirmiştir.


20. yy. başlarında gökbilimciler, fizikçiler tarafından yapılan ve giderek daha hassas olan gözlemler ve ilk fotoğraflar, Ay’ın düşünülmekte olan jeolojik yapısını doğrulamıştır. 1902 yılında Georges Melies tarafından , yazılan ve yönetilen ‘’ Ay’a Bir Yolculuk ‘’ filmi, Ay’a seyahat konusunu işleyen bir filmdi. Bu film, konunun önemli kilometre taşlarından biri olmuş, ayrıca filmin posteri klasikler arasına girmiştir.

1902 yılında, bir panayır alanında, Melies’in filminin afişi tesadüf sonucu keşfedildi. Afişin ortasında, siyah arka plana karşı belirgin bir şekilde göze çarpan büyük beyaz Ay, dikkatleri üzerine çekiyor. Ancak, Melies’in tasvirinin gerçek dışı doğasının ve kağıt hamurundan yapılmış Ay’a atfedilen insansı özelliklerin kimseyi inandırmadığı belirtilmektedir. Yanlarda bulunan motifler, gök cisminin Dünya’dan gözlemlendiğini düşündürüyordu. Ay, tıpkı 1900 Dünya Sergisi’nde sergilenen ve büyük bir ekranda “Ay’ın bir metre mesafeden” gösterildiği büyük teleskop gibi, çok yakın görünüyordu

Ünlü sanatçı Herge’in konumuzla ilgili yaptığı çizim de ilginçtir. Fransız haftalık dergisi Paris-Match, Hergé’den Apollo 12 görevini kutlayan bir çizgi roman yaratmasını istemiş, o da bunu yapmıştır. Yukarıda Armstrong’un da yer aldığı bu resim görülüyor.
1930’lardan başlayarak 2025 yılına kadar farklı örnekleri gözden geçirelim. Görüleceği gibi, bu örnekler içinde Frank Bellamy’nin çizimleri, Apollo 11’in ekibinin aya inişi öncesi olmasına rağmen, iyi araştırmalara dayanan, oldukça gerçekçi çizimlerdir.























Fotogerçekçi çizimlere ‘’ L’Odyssee de l’espace ‘’ (Bir Uzay Macerası ) isimli çizgi romanda da rastlıyoruz.




Yukarıda, ‘’ L’Odyssee de l’espace ‘’ den sayfalar görüyoruz.
Moonbound Çizgi Romanı


Jonathan Fetter-Vorm‘un kaleme aldığı, 256 sayfalık ‘’ Moonbound: Apollo 11 and the Dream of Spaceflight ‘’ kitabında , Apollo 11’in Ay’a inişinin öyküsü iki aşama halinde, çizgi roman halinde okura sunulmuş.

Çizgi romanlarla ilgili bir net sitesi sorumlusu Jonathan Fanara, bu farklı bölümleri şöyle anlatıyor ;




‘’ Klasik renklerle renklendirilmiş ilk aşama, ABD-Sovyet geriliminin doruk noktasında NASA adına Neil Armstrong, Michael Collins ve Edwin Aldrin liderliğindeki Apollo 11 görevine ve keşif gezisine odaklanıyor.




Kendine özgü renklere sahip ikinci aşama ise uzun vadeli bir bakış açısıyla, Ay ile ilgili tarihçenin kökenlerini (mitlerden başlayarak ) yeniden ele alıyor. Uzay yolculuğunun yolunu açan bilimsel gelişmeleri anlatılıyor ve bu geniş kapsamlı maceranın kilit isimlerinden bazıları tanıtılıyor. Bu iki anlatı çizgisi kitap boyunca iç içe geçmekte. Okuyucu sürekli olarak astronotlarla birlikte şimdiki zaman ile uzay keşfini önceden haber veren geçmiş arasında gidip geliyor. Teleskoplar, yörünge hesaplamaları, yazılım mühendisliği, fiziksel testler, uzay görevi doğrulama mekanizmaları gibi farklı konulara da değiniliyor. ‘’

‘’ Science Book A Day ‘’ bloğunun küratörlüğünü yapan, Deakin Üniversitesi Sanat ve Eğitim Fakültesi’nden Dr. George Aranda ise, kitabın içeriğini çok güzel özetlemiş;
‘’ Kitapta; Babillilerin bilgeliğinden Soğuk Savaş’ın entrikalarına, Galileo’nun olağanüstü keşiflerinden Nazi vahşetinin karanlık mirasına, astronotların kendi sözleriyle anlatılan heyecan verici yolculuklarından, perde arkasında çalışan mühendislerin isimsiz dehalarına kadar, uzay çağının büyük seyri anlatılıyor. ‘’
Kitabı Hazırlayan Sanatçının Görüşleri

Jonathan Fetter-Vorm
Fetter-Vorm yazar ve illüstratör. İlk kitabı olan ” Trinity: A Graphic History of the First Atomic Bomb ” , 2013 yılında Amerikan Kütüphane Birliği tarafından Gençler İçin Harika Bir Grafik Roman olarak seçildi. Tarihçi Ari Kelman ile birlikte yazdığı ” Battle Lines: A Graphic History of the Civil War” adlı kitabı ise Mayıs 2015’te yayımlandı.
Eserleri The New York Times , Slate ve Guernica’da yer aldı . Fetter-Vorm eşi ve oğluyla birlikte Montana’da yaşıyor.


Sanatı hakkında, kendisini anlatıyor;
‘’ Matematik dersinden kalıp kendime herhangi bir bilim insanı olamayacağımı itiraf ettikten bir süre sonra, Beowulf’u okudum ve bir şeylerin yerine oturduğunu hissettim. Hatırladığım kadarıyla hep çizgi roman çiziyordum. Çoğunlukla ejderhalar ve ara sıra Ninja Kaplumbağalar hakkında. Ama Beowulf, edebiyatın melez biçimleri hakkında düşünmeye başladığım ilk eserdi. Her zaman çizgi roman çizdim, ama sadece çizgi roman yaparak geçimimi sağlamak istemediğimi, aynı zamanda kurgusal olmayan çizgi romanlar yapmak istediğimi fark ettim. Üniversiteden sonra elle basılmış çizgi romanlar yaptım ve bunları sergilerde sattım. Bir noktada, bir yayınevinde atom bombası hakkında ucuz bir şekilde resim çizecek birini arayan bir editörle karşılaştım. Çok geçmeden ben de yazmaya başladım. Bu benim için bir fırsattı ve o zamandan beri durmadım.

Yazma tıkanıklığı yaşadığımda, yazmayı bırakır, bir kalem alır ve çizmeye başlarım. Eskiz yapmaya başlarım ve yazmak istediğim yeni fikirler aklıma gelir. Çizmekten sıkıldığımda ise tekrar yazmaya dönebilirim. Bu farklı yaratıcılık modları arasında geçiş yapabilen ve hepsinin aynı amaca hizmet ettiği bir araç olmasını seviyorum. Çalışmalarım, ağır konuları ortaya çıkarmak ve onlarla yüzleşmek kadar, insanlığın iyiliğinin bu aşkın anlarını da ortaya koymakla ilgili. Çocukken bana odamda oturup aklıma gelen her şeyi çizmem için insanların bana para ödeyeceğini söyleseydiniz, benimle dalga geçtiğinizi düşünürdüm ! ‘’

Sanatçının Moonbound kitabı hakkında söylediklerine bakalım ;
‘’ Kitapla ilgili, pek çok materyalin ücretsiz olarak erişilebilir olması kesinlikle bir nimetti. Özellikle benim için, çünkü bu kitabı yazmak ilk çocuğumun doğumuyla aynı zamana denk geldi. Bu da araştırma için seyahat etmeye pek zamanım veya fırsatım olmadığı anlamına geliyordu. Bu kadar çok ücretsiz olarak erişilebilen belge olmasaydı bu kitabı yazamazdım. En büyük zorluklardan biri görsel taraftaydı.


Grafik tarih yazarken, düzyazı tarih yazarken kaçınabileceğiniz bir yön var; örneğin, astronotları ay modülünde gösterirken, anlatı için önemli olmadıkça her düğmeyi ve anahtarı ayrıntılı olarak göstermek düzyazı tarihçisinin sorumluluğu değildir. Ama astronotların birbirleriyle konuştuğu bu önemsiz panellerin hepsinde bile, oksijen bağlantılarını gösterme veya kolçakların bu noktada aşağıda mı yukarıda mı olduğunu anlama ihtiyacı duyuyorum. Kaskları takılı mı çıkarılmış mı? Bu tür araştırmalar en çok zamanımı aldı ve bitmiş kitapta ne kadarının görünür olduğundan emin değilim. Ama kendi adıma, her şeyin doğru yerinde olduğundan emin olmanın yolunu bulmak istedim.

Bu anlamda NASA harikaydı çünkü her şey için bir belge var. Astronotların eldivenlerini ne zaman taktıklarını ve hangi eldivenleri taktıklarını listeleyen bir not var. Sadece bu belgeleri bulmak ve hikayenin neresinde olduğumuzla karşılaştırmak meselesi. Yanlış olsaydım kaç kişinin beni eleştireceğinden emin değilim, ama Moonbound’da gördüğünüz şeylerin çoğunun gerçekte nasıl olduğunu doğru bir şekilde yansıttığını düşünüyorum.

Kitaba eklemek istediğim hemen hemen her şeyi dahil edebildim, ancak daha fazla zamanım, enerjim ve sayfam olsaydı, NASA için taşeronluk yapan işçilerin bakış açısından tamamen anlatılan bir bölüm eklemek isterdim.
Dünya evimiz. Dünya bir mücevher. Uzay yolculukları, onlara zaten sahip olduklarımıza sahip çıkmanın ne kadar önemli olduğunu daha da belirgin bir şekilde vurguladı. Bence insanlık tarihinin kısa bir döneminde Ay’a gitmeye çalıştığımız zamandan çıkarılacak en önemli derslerden biri şu; Güneş sistemindeki en iyi şeye zaten sahibiz. ‘’

Kitabın Önsözü Michael Collins’ten
Apollo 11’in mürettabatındaki astronotlarından Michael Collins, çizgi romanın önsözünü yazmış. ( 2021’de yaşamı sona erdi.) Yazımızın sonunda, Collins’in kitapta yer alan, önsözdeki yazdıklarından kısa bir bölümü görelim.

‘’ Kitapları çok seviyorum. Çok küçükken okumaya başladım, önce çizgi romanlarla. Flash Gordon’u Mongo mağaralarına kadar takip ettim, her adımda onun için endişelendim. Daha sonra okuduklarıma resimsiz, yazılı kitaplar ekledim. Bugün de bunlardan çok okuyorum ve şimdi okuma alışkanlıklarımın en iyi özelliklerini birleştiren Moonbound’u okuduklarıma eklemekten mutluluk duyuyorum. Benim açımdan bu, Apollo 11 göreviyle ilgili en başarılı kitap. ‘’


Not : Moonbound çizgi romanı Libgen’den indirilebilir.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
https://www.facebook.com/groups/AncientOrderOfTheHermetics/posts/3688442081377024
https://www.lemagducine.fr/a-lire/bd-mangas/apollo-11-avis-10053454/
Wikipedia
Yeni Martin Mystere : Lal Kitap Bonelli Comics Sayı 128 Ay Komplosu

Yorum bırakın