ÇİZGİ ROMANLARDA
NANOBİLİM VE NANOTEKNOLOJİ
Hazırlayan: eankara

Bilim ve teknoloji alanları hayal gücü ile birleşince, ortaya çok ilginç sanat eserleri çıkabiliyor. Bazen şaşırtıcı, bazen öğretici, çoğu kez de beğeniyle izlediğimiz bu tür sanat eserleri içinde ’’9. Sanat‘’, yani çizgi romanlar konumuz. Bu yazımızda ‘’Nanobilim‘’, ‘’Nanoteknoloji‘’ kavramlarının çizgi roman dünyasındaki durumuna bakacağız. Bilim adamlarının, sanatçıların açıklamalarıyla, çeşitli çizgi roman örneklerini inceleyeceğiz. 21.yy.’da ‘’Nanobilim‘’in günlük yaşamımıza getirdiği yenilikleri bir taraftan yaşarken, diğer taraftan belki de çoğumuzun yabancı olduğu konulara, bu kez çizgi roman maceraları içinde rastlayacağız.



Tarih; 29 Aralık 1959. Yılın büyük bölümü güneşli geçen Pasadena’daki (Kaliforniya) Caltech Amerikan Fizik Derneği’nin yıllık toplantısı, tarihe geçecek bir olaya sahne oldu. Ünlü fizikçi Richard Feynman önemli bir konferans veriyordu. Konferansa katılanlar, bilim tarihinde kilometre taşı niteliğinde bir konuşmaya tanıklık ediyorlardı. Zira Feynman, açıklamalarıyla malzeme ve cihazların moleküler boyutlarda üretilmesi ile nelerin başarılabileceğini anlattı ve şu ünlü sorusunu sordu; ’’Neden Britannica Ansiklopedisi’nin 24 cildinin tamamını bir iğnenin ucuna yazamıyoruz?”
Konferansının adı ; ‘’There is Plenty of Room at the Botton: An Invitation to Enter a New Field of Physics‘’ (Aşağıda Yer Var: Fiziğin Yeni Alanına Girmek İçin Bir Davet) idi. Feynman’ın bu konuşması ile adından çokça söz edilen ‘’Nanoteknoloji Vizyonu‘’ ortaya çıktı. Ancak, kavram bu şekliyle ilk olarak Japon bilim insanı Norio Taniguchi tarafından, 1974 yılında kullanıldı. ‘’Nano‘’ kelimesi, Yunanca cüce anlamındaki “Nanos” kelimesinden geliyor. Bir şeyin “milyarda birini” tanımlıyor.


Nanobilim tek bir bilim dalı olmayıp, biyoloji, kimya, fizik, malzeme bilimi, mühendislik gibi çeşitli alanları içeren bir platform. Nanoteknoloji ise, başta elektronik, tıp, sağlık hizmetleri olmak üzere, birçok tüketici ürününde yeni gelişmelere olanak sağlıyor.
Feynman, konuşmasında oda büyüklüğünde bilgisayarlar yerine minyatür cihazların döneminin başlayacağını öngördü. O zamanlar bilim kurgu hikayesinden alıntılanma gibi duran bu konuşmadaki anlatılanlar, günümüzde günlük yaşamımıza girmiş durumda.


‘’Handbook of Nanotechnology‘’ kitabının önsözünde Houston Üniversitesi’nden Prof. Neal Lane’in yazdıkları, güzel bir özet niteliğinde.


‘’Nanoteknoloji, gerçek dünyada uygulamaları olan nanoyapılı malzemeler ve mikron altı nesneler üretmek için tek tek atomları ve molekülleri manipüle etme yeteneğidir. Nanoteknoloji, tek tek atomlardan veya moleküllerden yaklaşık 100 nanometreye kadar değişen ölçeklerde fiziksel, kimyasal ve biyolojik sistemlerin üretimi ve uygulamasının yanı sıra, ortaya çıkan nanoyapıların daha büyük sistemlere entegrasyonunu içeriyor.

Nanoteknolojinin, belki de bilgi teknolojisi veya hücresel ve moleküler biyolojideki gelişmelerle karşılaştırılabilir şekilde, 21. yüzyılın başlarında ekonomimiz ve toplumumuz üzerinde derin bir etkiye sahip olması muhtemeldir.’’


Feynman’ın dikkat çektiği konu, daha sonra Eric Drexler’in 1986 tarihli ‘’Yaratılışın Motorları‘’ kitabıyla geniş kitlelere ulaşır. Drexler, atomik düzeyde malzemeyi manipüle ederek kendilerinin ve diğer nesnelerin kopyalarını oluşturabilen nano ölçekli “montajcılar” kavramını ortaya atmıştır. O tarihten sonra da bu kavram çeşitli kurgusal eserlerde sıklıkla kullanılmıştır.

Atom düzeyinde kendi kendini kopyalayan robotlar en çılgın spekülatif kurguların konusu gibi görünse de, 1980’ler iki büyük atılımın yaşandığı yıl oldu.

İlk olarak, 1981’de taramalı tünelleme mikroskobunun icadı, tek tek atomların ve bağların daha önce görülmemiş bir şekilde görselleştirilmesine olanak sağladı. İkinci olarak, 1985’te fullerenlerin (60 karbon atomundan oluşan moleküller) keşfi, nano ölçekli cihazlar ve elektronik için yeni potansiyel uygulamaları mümkün hale getirdi. ABD’de Başkan Clinton döneminde 2000 yılında Beyaz Saray’da “Bir Sonraki Sanayi Devrimine Öncülük Etmek” başlıklı bir basın açıklamasıyla duyurulan Ulusal Nanoteknoloji Girişimi ile başlayarak, nanoteknoloji araştırmalarına fon sağlamaya başladı. Nanoteknolojik araştırmalar daha pratik ve ticari uygulamalara doğru ilerledi. Örneğin, 2001 yılında Toyota, tamponu %60 daha hafif ve ezilme ve çizilmeye karşı iki kat daha dayanıklı hale getirmek için nanokompozitler kullanmaya başladı.

Nanoteknoloji; cep telefonlarından, bilgisayar disklerinden, tenis raketlerinden ve golf sopalarından güneş kremlerine, kozmetik ürünlerine kadar da çok çeşitli ürünlerde ticari olarak kullanılmaktadır. Ancak, farklı alanlardaki ilerlemelere rağmen, bu teknolojinin çarpıcı sonuçlarından hala oldukça uzaktayız gibi görünüyor.




Bilindiği gibi, 1990’lar öncesinde, edebiyatta, sinema filmlerinde, tv. dizilerinde, video oyunlarında ya da çizgi romanlarda adı vurgulanmasa da ‘’Nanobilim’’ e rastlanmaktaydı. Örneğin, Asimov‘un Fantastic Voyage adlı eserinden oluşturulan “Kan Damarlarında Yolculuk” filmi unutulabilir mi? Mantık hatalı senaryoya sahip film, bir bakıma damarlarda dolaşan nanorobotların atalarını içeriyordu.
Scott Jeffrey, kurgusal eserlerde ‘’Nanoteknoloji‘’nin yer almasının başlangıcını şöyle ifade ediyor; ‘’Tıpkı 1950’ler ve 60’larda radyasyonun her türlü mutant ve dev böceğin sorumlusu olarak gösterilmesi gibi, popüler kültürde (Lund Üniversitesi’nden Prof. Jonas Johansson’ın “nanokültür” dediği kavram) nanoteknolojinin tasviri de, nanonun popüler bağlamda yer aldığı birçok eser ortaya çıkarmıştır.”


Örneğin, Ang Lee‘nin 2003 yapımı Hulk filminde, Bruce Banner‘ın dönüşümü hem geleneksel gama radyasyonundan hem de nanomakinelerden kaynaklanmaktadır, ancak bu durum hiçbir şekilde detaylandırılmamıştır. Nano kelimesi, basitçe “çılgın bilimsel şeyler” için kullanılmıştır.

ÇİZGİ ROMAN ÖRNEKLERİ
Prof. Johansson nanoteknoloji için; büyük ölçüde çizgi romanlardaki herhangi bir teknolojik-bilimsel ‘açıklamanın’ oynadığı rolü üstlenen, imkansızı başaran, sihir gibi bir bilim tanımını kullanmıştır. Odak noktamız çizgi romanlara geçmeden önce, farklı ekollerden farklı çizgi romanları gözden geçirelim.

Nanobilim ve Toplum Ansiklopedisi’ne göre, nanoteknolojiyle ilgili ifadeler çizgi romanlarda ancak 1990’larda ortaya çıkmaya başlıyor. Ancak, moleküler düzeyde maddeyi manipüle etme yeteneği, süper kahraman çizgi romanlarının tarihi boyunca tekrar eden bir güç olmuştur.
Çizgi romanlarda nanoteknoloji kullanımı, bir karakterin süper güçleri için her şeyi kapsayan modern teknoloji karşılığı olarak görülmekte.

Örneğin, DC Comics‘in en son versiyonu olan Mr. Terrific‘in kostümü ve maskesine nanoteknoloji işlenmiştir. (Gazeteci Jordan Iacobucci’ye göre; çoğu zaman nanoteknoloji, bir sahnenin herhangi bir noktasında oyuncunun yüzünü, süper kahraman maskesiyle örtmek veya açmak için bilgisayar destekli grafik efektleri kullanmanın bir bahanesi.)

Nanoteknolojinin çizgi romanlardaki en erken görünümlerinden biri, Iron Man 294’te (Temmuz 1993) yer alan Technovore olmuştur. Technovore, Drexler‘in ‘’Yaratılış Motorları‘’ kitabında sunduğu distopik örnek olarak, teknolojiyi kendi içine entegre edebiliyor ve farklı silah türlerine karşı bağışıklık kazanacak şekilde şeklini değiştirebiliyordu. (Bu çalışma, yazının sonunda değineceğimiz, odak noktamız olan çizgi romanlardan ikincisi olacak.)


Nanoteknoloji, Warren Ellis‘in Extremis hikayesinde (üçüncü Iron Man filminin temelini oluşturan) Iron Man’de bir başka önemli görünüm sergiledi. Bu hikayede Extremis virüsü enjekte edilebiliyor ve kullanıcılara Iron Man’e benzer güçler veriyor, ancak teknoloji vücudun içinde kalıyordu.

Ellis‘in bir başka eseri The Authority’de ‘’Nanoyük‘’, Mühendis adlı karakter için kan gibi işlev görürken, aynı zamanda tüm vücudunu kaplayarak yeni şekillere ve silahlara dönüşmesini sağlıyordu.


Amerikan Super kahramanları dünyasında, örneğin ‘’Titanlar‘’da yer alan ‘’Nano‘’ adlı kötü karakter başta olmak üzere, konumuzla ilgili daha pek çok örnek, çizgi roman severlerinin karşısına, özel şekil alabilen, şekil değiştiren, nano teknolojisine dayalı kostümlerle çıkmaya devam ediyorlar.
Manga’lar, Manhwa’lar
Japonya’da nanoteknoloji konusunda bilimsel araştırmalara büyük önem veriliyor. Ülke, insansı robotlar konusunda lider konumunda. Davranış, öğrenme ve iletişim yeteneğine sahip otonom robotlar geliştirmek hedefleniyor. ‘’Tetsuwan Atom‘’ adındaki çizgi kahraman; savaş sonrası dönemde, Osamu Tezuka tarafından yaratılan, atomik kalbe sahip küçük robottu. 1951 yılında manga olarak ortaya çıktı. Tezuka’nın eserlerinden sonra Japon bilim kurgusu önemli ölçüde gelişti. Dünya bilim kurgusundaki çağdaş gelişmelerle paralel olarak ve Japon bilimsel araştırmalarıyla bağlantılı olarak, nanoteknoloji mangalar ve animelerde tekrar eden bir tema haline geldi.


2001 yapımı ‘’Cowboy Bebop‘’ filminde, bir biyoterörist virüslere benzeyen nanomakineler kullanarak etrafına ölüm saçıyordu. Bu tür biyoteknolojik terörizm, Yukito Kishiro‘nun ‘’Gunnm Last Order‘’ adlı eserinde de ele alındı. Eserde, son derece kanlı ve karanlık siberpunk evreninde, nano bileşenler baş kahraman durumundalar ve insanların kendilerini yarı tanrı olarak hayal etmelerine olanak tanıyorlar. Kishiro eseriyle, bilimin aşırılıklarını ve bunların toplumsal sonuçlarını sorguluyor, nanoteknolojinin gelişiminin siyasi ve sosyal sonuçlarına odaklanmış. Sanatçı, nanoteknolojideki son buluşlardan yola çıkarak teknolojinin toplum ve birey üzerindeki sonuçlarını açıklıyor. Tıbbi nanoteknoloji ve beyin rekonstrüksiyonu ile karakterlere neredeyse ölümsüzlük kazandırılıyor. Bu durum, Asimov‘un “İki Yüzüncü Yıl Adamı” adlı kısa öyküsünü hatırlatıyor.

Nanoteknolojinin gelişmesi sayesinde insan ve makine arasındaki sınırlar giderek bulanıklaştı, gördüklerimiz artık bir bakıma ‘’hücresel düzeyde melezleşme‘’! İlk akla gelen örneklerden biri de ‘’Ghost in The Shell.‘’ Artık cansız silikon elementlerin canlı nöronlarla iletişim kurabilmesiyle, yaşam ve ölüm arasındaki sınırlar daha akışkan hale geliyor ve sürekli değişiyor gibi.

Bir başka örnek olarak, ‘’Neon Genesis Evangelion‘’un on üçüncü bölümünde karakterler bir nanomakine kolonisiyle savaşıyorlar.

Hisashi Sakaguchi‘nin ‘’Version‘’ adlı mangasında ise, bir biyoçip bulabildiği tüm bilgileri özümseyerek evrim geçiriyor. Nanomakinelerden, haberci RNA’lardan ve enzimlerden oluşan çip ,bir protein alt tabakası üzerine yerleştiriliyor. Eserdeki bu biyolojik çip ile insanın yeni bir versiyonu olarak, gelişmiş bir yaşam formu anlatılıyor. Bilgisayar programının yerini alabilecek daha güçlü bir versiyona dönüşüm öne sürülüyor.

Nano Makine adlı Kore Manhua’sında Çin’in geleneksel dövüş sanatları topluluğuna bilim kurgu anlayışı getirilmiş. Nanoteknolojinin bu kodlanmış dünyaya girmesi, dövüş kurallarını alt üst ediyor. Strateji ve dövüş sanatlarının, son derece gelişmiş yapay güçle harmanlandığı, hızlı tempolu bir anlatım görülüyor.


Askeri Alanla İlgili Çizgi Romanlar
Kaliforniya Üniversitesi’nden Colin Milburn’un anlattıklarına göre; Şubat 2002’de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), nanoteknoloji ile geliştirilmiş askeri teçhizat geliştirmeye adanmış yeni bir araştırma merkezi için ABD Ordusuna bir teklif sundu. MIT Askeri Nanoteknoloji Enstitüsü (ISN) olarak adlandırılan projeyi başlatmak için 50 milyon dolar ödül koydu. MIT’nin teklifi, yakın vadede verimli askeri uygulamalar sağlayabilecek nanobilim, polimer kimyası ve moleküler mühendislik alanlarını ve gelecekte daha spekülatif uygulamaları özetliyordu.

Ayrıca, fütüristik bir şehir manzarasının anıtlarının ortasında duran, iki devasa silah ve diğer saldırı cihazlarını taşıyan mekanik zırhlı bir kadın savaşçının çarpıcı görüntüsünü de içeriyordu.

Görüntü, ISN’nin ilk web sitelerini süsleyecek kadar çekici bulundu ve enstitünün açılışı için yapılan çeşitli tanıtım duyurularına da eşlik etti. Bu görsel yayılır yayılmaz, çok geçmeden birçok çizgi roman yayıncısı da benzer bir görseli kullanmaya başladı. (Örneğin 2002 tarihli Radix isimli çizgi roman.) Süper kahramanlar tamamen gelişmiş nano teknolojiyle çalışıyorlar ve askeri endüstriyel üretim sistemleriyle derin bağlantılarına rastlanıyor. Sonuç olarak ‘’postmodern‘’ savaş sistemlerinde; makineleşmiş askerlik hizmetlerinin somut örneklerini, makinelerle değişime giren insanları, asker bedenlerinin teknolojik araçlarla eş zamanlı olarak dönüşümünü, deneysel biyonik implantları, performans artırıcı ilaçları, çeşitli protezleri çizgi roman karelerinde görüyoruz.

Ben Templesmith‘in Singularity 7 (2005) adlı eseri de güzel örneklerden biri. Uzaydan gelen nanitler, dünyayı dönüştürmek, insanları kıyametvari soykırım yayan siber ölüm makinelerine çevirmek isteyen uzaylı ırk görünümündeler.


Eğitim Alanına Ait Çizgi Romanlar

Fransız Tasarım sanatçısı Geraldin Grammon, eğitim amaçlı ‘’Nano‘’ isimli çizgi öykü ile, bu konuya ait bilgiyi yayma yolunu seçmiş. Çizimleri, nanoparçacıklar ve bunlara ilişkin riskleri içeriyor. Kitap, günlük ürünlerde söz konusu nanoteknoloji hakkında eğitici bir mini çizgi roman niteliğinde. 2017’de çevrimiçi olarak yayınlanmış, 2018’de İngilizceye, ardından 2019’da Almanca, Yunanca ve İspanyolcaya çevrilmiş.


Konumuzla ilgili bir başka çizgi roman SWE (Society of Women Engineers) adlı Kadın Mühendisleri Derneği tarafından oluşturulmuş. Merkezi Amerika’da bulunan derneğin yaklaşık 50.000 üyesi bulunuyor. Çizgi romanda, Constance ve robotik yardımcısı Nano yaratıcılık ve takım çalışmasını kullanarak karmaşık bir mühendislik sorununu çözmeyi amaçlıyor.

Ulusal Changhua Eğitim Üniversitesi Fen Eğitimi Yüksek Lisans Enstitüsü tarafından, 2014 yılında bir araştırma yapılmış. Araştırmada, katılımcı havuzu olarak 300’den fazla yetişkin ile örnekleme yöntemi kullanılmış. Amaç; ‘’yetişkinlerin nanoteknolojiye yönelik anlayışlarını ve tutumlarını geliştirmek ve bilim öğrenimine ilişkin algılarını artırmak için çizgi roman ve metinlerin kullanımının öğrenme üzerindeki etkilerini araştırmak.‘’ Bu araştırma için, benzer içeriğe sahip bir ders kitabı ve bir çizgi roman kullanılmış. Ders kitabı olarak; nanoteknolojinin altı büyük fikrini içeren 10 sayfalık, 5 temalı bilgilendirici bir metin (sadece metin) kitapçığı geliştirilmiş. Ayrıca, kullanılan çizgi romanın senaryosunda, her hikayede benzer sayfalar geliştirilerek kullanılan sekiz öykü bulundurulmuş. Sonuçlar, ön test, son test, anket ve görüşmelerle değerlendirilmiş. Sunulan bilgilerin aynı olmasına rağmen verilen yanıtlara bakıldığında, çizgi roman okuyucularının (%83) nanoteknoloji hakkında daha fazla bilgi edinmek için kendilerine atanan medyayı kullanmaya daha fazla ilgi duyduğunu gösterdiği görülmüştür.


İspanya’daki nanobilim ve malzeme bilimi alanlarında uzmanlaşmış araştırma merkezleri Bask Nanobilim Araştırma Merkezi ile Donostia Uluslararası Fizik Merkezi , ‘’nanoKOMIK‘’ projesi aracılığıyla 2016 yılında ilk katılımcı nanokurgu çizgi romanının oluşturulmasını, üretilmesini ve yaygınlaştırılmasını önerdi. Proje, nanobilim ve nanoteknoloji alanındaki gelişmelerin potansiyelini halka aktarmayı ve gençler arasında yaratıcılığı teşvik etmeyi amaçlamış. (Zaman zaman yaptığı açıklamalarla dünyada ilgi kaynağı olan Donostia Fizik Merkezi, 2025 yılının Ekim ayında evrenin sonunu hesapladığını açıklamıştı.)

Yukarıda, Çin’de yayınlanan konumuzla ilgili bir kitap görülüyor. Kitabın adı; ‘’Çizgi Romanlar Aracılığıyla Nanoteknolojiyi Tanımak‘’. Kitap, nanoteknolojinin temel prensiplerini, uygulamalarını ve risk değerlendirmelerini içeriyor. Kitapta, farklı yaşlarda insanlarla yapılan diyaloglarla, okurların konuyu anlamalarına yardımcı olmak amaçlanmış.
Örnekler çoğaltılabilir. Tüm bunların yanında, Nanoteknolojinin süper kahraman çizgi romanlarına girmesinden önce bile, çeşitli kahramanların veya ‘’Mikroevren‘’ gibi alemlere yapılan düzenli geziler dahilinde, moleküler mühendislik konularına rastlanıldığına belirtmekte fayda var.
ODAK NOKTAMIZDAKİ ÇİZGİ ROMANLAR

1 ) Secret of The Nano – World ( Nano Dünyanın Sırları )
Nanoteknoloji konusunda dünyadan çeşitli çizgi roman örneklerine kısa bir bakış yaptıktan sonra, odak noktamız olan çizgi romanı görelim.

Çek Bilimler Akademisi Fizik Enstitüsü (FZU) tarafından yayınlanan bir çizgi roman “Nano Dünyanın Sırları‘’. Çizgi roman, nanoteknoloji konusunu sadece öğrenciler ve öğretmenler için değil, herkese tanıtma amacıyla hazırlanmış..
Bilim stajı yapan lise öğrencileri Sofia ve Alex, gizemli bir şekilde Feynman’ın konuşmasının yapıldığı anlara geri götürüldüklerinde ve kendi günümüze dönmeye çalışırken kendilerini çizgi romanda bulurlar.
FZU Fizik Enstitüsü’nün tanıtım ekibinin üyesi olan Julie Nekola Novakova çizgiroman için şunları söylüyor; ‘’Sofia ve Alex’i zamanda geriye götürmek, nanoteknolojinin gelişimini mümkün kılan icatları tanıtmamıza olanak sağladı.





Örneğin, atomik kuvvet mikroskobu (AFM) olmadan asla bugünkü noktaya gelemezdik. Okurlar atomları tek tek manipüle etmenin ne kadar zor olduğunu görüyorlar.‘’

FZU’da moleküler makinelerin tasarımıyla ilgilenen Prokop Hapala, çizgi romanın bilimsel ve teknik yönüne danışmanlık yapmış. Prokop Hapala, “öğrencilerin molekülleri kağıt üzerindeki soyut formüller olarak değil, dokunulabilen, kırılabilen ve yeniden inşa edilebilen gerçek nesneler olarak görmelerinin daha önemli olduğunu düşünüyorum” diye açıklıyor.

Çizer, Vojtech Seda’nın söyledikleri ilginç; “çizgi roman çizmeyi sevmemin nedeni, bu süreçte yeni bir şeyler öğrenmemdir. Nanoteknoloji, benim için bilinmeyene doğru atılmış büyük bir adım oldu.”

Senaryo yazarı, Julie Nekola Novakova; “Eğer okuma fırsatınız olduysa, devamını bekleyeceksiniz. Ayrıca çizgi roman unsurlarını çalışma sayfalarında, infografiklerde ve fizik temalı boyama sayfalarında kullanma planlarımız da var” diye açıklama yapıyor.
Çek Bilimler Akademisi Fizik Enstitüsü tarafından hazırlanan çizgi romanın, Creative Commons CC BY-SA 4.0 lisansı altında ücretsiz olarak kullanılabileceği açıklandı. Bu da eserin diğer dillere çevrilmesini ve dünya çapında bilim tanıtımında ve eğitiminde kullanılmasını mümkün kılıyor.
Çizgi roman aşağıda yer alan linkle indirilebilir.

2 ) Iron Man No : 294 Technovore
Iron Man’in 294 no.lu sayısı bu yazıda gözden geçireceğimiz çizgi romanların sonuncusu. Ama, yazının başında belirttiğim gibi, bu macera Nano teknolojisinin ele alındığı ‘’ilk‘’ çizgi romanlar arasında. Technovore, Stark Enterprises’da çalışan bir bilim insanı tarafından yaratılan, her şeyi tüketen bir teknoparazit.

Yaratılışından sonra, nanovirüs istasyon personelinin tamamını enfekte ederek onları teknorganik varlıklara dönüştürür. Enfeksiyon tamamen nanoteknoloji ile gerçekleşmiştir. Iron Man istasyona vardığında, yaratıklar ona da saldırırlar. Nanovirüs, Technovore adını taşıyan tek bir canavara dönüşür. Ancak, maceranın sonunda meydana gelen patlama Technovore’u tamamen yok eder.




Burada ilginç olan diğer özellik, olay örgüsü içinde, Technovore’un vücudunun tamamen nanobotlardan oluşması ve şekil değiştirme olanağına sahip olmasıdır. Örneğin, her yere yayılan bir akıntıya dönüşebilmektedir. Görünen o ki, ‘’Nano‘’ dünyasının yararları, bilim kurgu evrenine yeni açılımlar sağlamaya devam edecek.


Technovore, bugüne kadar yayınlanan Iron Man maceraları arasında, kötü karakter olarak ilk 20’de bulunmaktadır. Amerikan Super Kahraman ekolüne dahil çizgi romanları sevelim ya da sevmeyelim, grafik yapısıyla bilimsel yapı taşları içeren senaryosuyla ilginç bir macera. Devam sayılarıyla çoğu çizgi romanseverin ilgisini çekebilir. Kev Hopgood’un çizimlerinin bulunduğu maceranın senaryo yazarı Len Kaminski.
Nanoteknoloji ve sibernetikteki gelişmelerle, insanoğlunun yaşamında var olan mekansal ve zamansal sınırların ötesine geçmek belki de mümkün olabilir. Nanoteknoloji konularında doğacağı öngörülen canlı ve cansız arası melez varlık, mevcut olguların basit bir kopyası olmakla kalmayıp, kendini üstün bir canlı varlık olarak tanımlayacak duruma gelir mi dersiniz ?

Not: Weizmann Bilim Enstitüsü tarafından yayınlanan ve Yivsam Azgad tarafından hazırlanan ‘’Nano Comics‘’ (Nano Çizgi Romanlar) çizgi roman serisi, çeşitli bilimsel araştırmaları konu ediniyor. Baş kahraman 10 yaşındaki Nano isimli çocuk ve çevresindekilerin maceraları, ağırlıklı olarak Nano Bilimi konusunu ele almadığından bu yazıya dahil edilmedi.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
https://www.tcd.ie/nanoscience/whatisnano/nanofacts/
https://www.nanogune.eu/en/nanoscience-comics
Wikipedia
Springer Handbook of Nanotechnology
International Journal of Science Education 2016-may 23 vol. 38
Encyclopedia of Nanoscience and Society ( Editör – David H. Guston )
